Çatlamış Duvarlar


Kaybetmenin adı bu olmalıydı. Kör saatlerin uyuduğu zamandı. Annem bana hiç sarılamazdı. Gözlerime deymekten korkan bir yanım/yarım vardı. Titrerdi saçlarım. Sukut mühürlerini kıran dilim öylesine lâl kesilmişti.

Aç olana kapıyı açlıktan geçenler açardı ardına dek. Yuttuğun sözler haram değildi yâr. Çünkü ben helâlimsin diye içtim seni kana kana/kanaya kanaya. Hani gülmezdi güze dönünce yüzün? Üzülmüş müydün, ya da görmeden gitmiş miydi hüzün…
Küflenmiş sevgini ne diye aç olan acıma sundun! Bilmiyordun oysa yarâlardan, göçüklerden, gâzi çıktığımı. Ömür kışlasında hayatının nöbetçisiydim. İstesen kapına gelmeden giderdim. İstemedin gel-me dedin! Ve ben yine depremlerin fay hattına giriyorum. Dizildi uçurum boyunda boğazıma sevdalar. Sen gidiyordun…

Tam kıvamını tutturamadım işte! Oysa eskilerimi giyecektim. Anneme söylemeyin, bayrammış gibi süslendiğimi! Kirası ödenir elbet her kalışın. Sen ruhumu satılığa çıkardın! Kaybetmek için sevmiştim yine. Yenilgilerim kazanamayacağımı bildiği halde sevdirdi. Aşk bu değildi ki…

Hayallerim yoktu benim. Umutlarıma kırgın da olsam düşünce ikliminde haykırışlarım kendimeydi benim. Ve çıplaktı bütün acılarım, seni giyinmeden evvel. Hüznümün baş tacı olmamalıydın. Galibiyetini kutlarım! Kazandın. Ve ben yine kaybettim. Kız kardeşimin adına hırçındı yaşamın. Bilirdin benim acımasız yanımın olmadığını.

Sevmek, âşıkları mecnun eden olmalıydı. Ardında sürümemeliydin mahkûm ruhumca.

Kirli kalbini çek hadi içimden. Anneme sarılmak istiyorum! Ve kimse “sen” varsın diye düşmüyor dilime. Parmaklarından sök artık nikâhımızı. Sen hak etmiyorsun çocuklarımın annesi olmayı! Meleklerimin hüznüne de düştün ya, seni ömrümden nasıl silerim. Hasretini kahpeliğin kolyesi yapar da yollarım selamsızca.
Dudaklarına deymemiş hiç adım. İçinde sana dair bir şey varsa, dudaklarımın arasına götürüyorum bir sigara daha. Özlemin alçak bir düşman. İçimi kemiren, sevmemiş olman değil. En âdi hayallerimde sana yer var şimdi…

Sonbaharları sevdiğimi bilirdi babam. Mecnun yanımdan sana dürülü acılar süzülüyor adınca! Dökülen her damlaya adını vermedim. Sen toprağın bağrına nasiplice düşen kadar şerefli değilsin! Omuzlarımdan silkeleyerek ilerliyorum sonbahar yolunda.

Sen saçlarımdan dökülüyorsun sadece. Yanmamış bir sigara kadar dirisin gözlerimde. Ayaklarımla ezemiyorum bir türlü. Her defasında tekrardan âşık oluyorum!..

K  A  H  R  E  T  S  İ  N !

Göçüklerin altındayım. İmdatlarımı duyarsan sakın yardıma koşma. Nefesin kadar yakınına geldiğimi bilsen de, cehennemin kadar uzağım. Girdaplarına düştüğüm ve beni yuttuğun kadarım. İnsafsız gecelerin dolunay yalnızlığında, sen yarımın krizini bekliyorum.

Ölüm hoş gelir yenilgilerden sonra. Son bir nefeslikte olsa, ölümü kazanmak adına seni terk ediyorum. Hayatım sevdaya düşecek kadar yandı. Sen gözlerimdeki alev kadar yanamadın. Şimdi bütün acılarını cehennemine ısmarlıyorum! Ömrümün kırılgan yarısına lanetin gelmiş olsa da, bitiriyorum!
Müptela olduğum her güzelliğe ve sevdiğime /yani sana/ aşk dokunmasın!

13:59 26-08-2008

SEVDE YARDIMCI

Reklamlar

One thought on “Çatlamış Duvarlar

Edeble gelen, lütufla gider.. | Ruhu nazarlı kıza bir şeyler bırak :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s