Lütfen EDEPLE OKUYUN !


Cinsellik Güdüsünü Kontrol Altına Alma

Cinsellik güdüsü yaratılıştan gelen fizyolojik, güçlü bir güdüdür. Özellikle gençlik çağında doyuma ulaşmak ister, çünkü bu dönemde insan, gücün ve dinçliğin doruğunda olur. Bazen bu güdü delikanlıda çok şiddetlenir, gencin nef­sine hâkim olmak için verdiği mücadelede sıkıntıya düşüp acı çekmesine neden olur. Şüphesiz ki erken evlilik, cinsel duyguların baskısı ve sebep oldukları sıkıntılardan kurtulma­nın en iyi yoludur. Ancak gençlerin çoğu, ekonomik ve sos­yal nedenlerle erken evlenemiyorlar. Bu durumda yine de genç, bazı yollara baş vurarak, cinsel arzuların baskısını azaltabilir. Bunlardan biri, enerjisinin büyük bir kısmını harcatarak cinsel güdüyü zayıflatacak olan spor faaliyetleridir. Yine sanat, edebiyat, çeşitli sosyal faaliyetler, insan enerjisi­nin büyük bir kısmını tüketmesi sonucunda cinsel güdünün dozunu azaltır. Oruç da, bir yandan az gıda almak, öte yan­dan delikanlının oruç sırasında Allah’a kulluk ve O’nu anma sürecinde aklının yüce duygularla meşguliyetinden dolayı, fikri cinselliği düşünmekten uzak kalır. Allah Rasûlü, gençle­ri evlenmeye teşvik etti, evlenemeyecek olanlara da oruç tutmayı önerdi: “Ey gençler topluluğu! Sizden evlenebilenler evlensin, çünkü evlilik gözü ve cinsel organı haramdan ko­rur. Evlenemeyecek olanlarsa oruç tutsun, çünkü oruç nefsi frenler.[110] buyurdu.

Evlenmek, cinsellik güdüsüne hâkim olmanın en iyi yo­ludur. Bu sayede helal ve meşru yollardan doyum sağlar. Gözünü ve namusunu haram yollardan korumaya yardım eder.

     Ukkaf b. Beşir et-Temimî adında biri Allah Rasûlünün huzuruna girer; Rasûl ona sorar:

Ya Ukkaf, karın var mı?

– Hayır.

Ya cariyen?

– O da yok.

Sen hayırlı bir insan mısın?

– Evet, ben iyi bir insanım.

Böyle bekarsan, sen şeytanın kardeşisin. Hristiyanlarla olsaydın onların bir rahibi olurdun. Bizim sünnetimiz, ev­lenmektir. En şerlileriniz, nikahsızlarınızda. Ölülerinizin en aşağısı da, nikahsız ölenlerinizdir. Şeytanın babasının rolünü oynuyorsunuz. İyi insanlara karşı şeytanın en güçü silahı ka­dındır, ancak evliler hariç. Onlar temiz ve beladan uzaktırlar. Vay sana Ukkaf! Kadınlar Eyyub’un, Davud’un, Yusuf’un ve Kursuf’un arkadaşlarıdır. Bişr b. Atıyye sorar:

– Kursuf kim, Ya Rasûlallah?

Kursuf, deniz sahilinde, Allah’a kulluk ederek yaşayan bir adamdı. 300 senedir gündüzleri oruç tutar, ge­celeri namaz kılardı. Sonra âşık olduğu bir kadın yüzünden Allah’a ibadeti bırakarak nankörlük etti. Sonra bazı nedenler­le kendini düzeltti; Allah da tevbesini kabuf etti. Vay sana Uk­kaf! Evlen; yoksa (imanla nankörlük arasında) kararsız yaşarsın.[111]

Rasûl (s.a.s.) babaların kızlarını, dini ve ahlakından hoşnut oldukları gençlerle evlendirmelerini teşvik etti; evlen­dirmekten kaçınmaktan da sakındırdı. Çünkü böyle gençlere kız vermemek, toplumda bozulmaya neden olur. Allah Rasûlü: “Ahlak ve gidişatından memnun olduğunuz biri kızınızı is­tediğinde onu nikahlayınız. Yoksa yeryüzünde fitne ve yay­gın bir fesad meydana gelir.[112] buyurdu.

Rasûl (s.a.s.) evliliği kolaylaştırmaya çağırırdı. Mihrin az­lığı O’nun sünnetinden olup, gençleri evliliğe teşvik için mih­rin çok olmasını istemezdi.

     Sehl b. Sa’d’ın anlattığına göre, Nebi (s.a.s.)’e bir kadın geldi:

– “Senin nikahlın olmaya gel­dim.” dedi. Rasûl ona bakıp, tepeden tırnağa süzdükten son­ra başını önüne eğdi. Kadın o’nda bir hareket görmeyince oturdu. Ashabdan biri kalkarak:

– “Ya Rasûlallah, eğer senin ih­tiyacın yoksa onu benimle evlendir.” dedi. Rasûl (s.a.s.):

Yanında birşeyin var mı? diye sordu. Adam: Vallahi, yok.

Ailene git, bak bakalım, birşeyler bulabilecek misin? Adam gitti ve dönüşte:

– “Vallahi, birşey bulamadım Ya Rasû­lallah” dedi.

Bak bakalım, demirden bir yüzüğün de mi yok?

– Adam gitti ve döndüğünde: “Vallahi demirden bir yüzüğüm de yok. Fakat şu fistanımın yarısı onun olsun.” deyince Rasûl (s.a.s.):

– “Senin elbiseni ne yapsın! Sen giyersen ona birşey kalmaz; o giyerse sen çıplak kalırsın.” dedi. Adam oturdu, uzun bir müddet geçtikten sonra kalkıp gidiyordu ki Allah Rasûlü farkederek geri çağırdı, adam yanına gelince:

Kur’an’dan ne biliyorsun? diye sordu: Adam, şu şu sûreleri biliyorum diye­rek bildiği sûreleri saydı.

Onları ezbere okuyabilir misin?

– Evet, deyince,

– “Git; Kur’an’dan ezbere bildiğin şeylere karşılık, sana bu kadını nikahladım.” Başka bir rivayette “Kur’an’dan bildiğin şeylere karşılık, ikinizi evlendirdim.” buyurdu.[113]

Gencin, kadın vücûdunun cazip yerlerini görmemesi, nefsine hâkim olmasına yardım eder. Bu yüzden Yüce Allah, Nur Suresinde, müslüman erkek ve kadınlara gözlerini ha­ramdan korumalarını emretti. Kadınlara da, başörtülerini omuzları üzerine bırakma ve ziynetlerini göstermemelerini emir buyurdu: “İnanan erkeklere söyle: “Bazı bakışlarını kıs­sınlar, ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Şüp­hesiz Allah, onların her yaptıklarını haber almaktadır.

İnanan kadınlara da söyle: “Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar, süslerini göstermesinler. Ancak kendili­ğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yal­nız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babaları­na, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kar­deşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan kölelerine, yahut kadına ihti­yacı bulunmayan erkeklerden tabi’lerine (yani hizmetçilere, yardıma muhtaçlara, bunaklara ve dilencilere) yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebi­lirler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vur­masınlar. Ey mü’minler, topluca Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresinız.[114]

Allah Rasûlü de kadının örtünmesi ve ziynetlerini gizle­mesini istedi. Gençlerin cinsel güdüsünü tahrik etmesin di­ye, kadın vücûdunun hatlarını gösteren elbise giyilmesini ya­sakladı. Aişe (r.a.)’nın anlattığına göre, bacısı Esma’ya Allah Rasûlü: “Esma, bir kız ergenlik çağına girince (yüz ve elleri­ni göstererek) şu şu yerleri dışında, vücûdunu göstermesi doğru olmaz.” buyurdu.[115] Yine Allah Rasûlü, kadınların par­füm sürünerek, erkeklerin cinsel güdülerini tahrik eden koku­ları hissedilsin diye dışarı çıkmalarını yasakladı. Allah Rasû­lü (s.a.s.): “Hangi kadın koku sürünür, kokusu hissedilsin di­ye, bir topluluğa uğrarsa, o kadın zina etmiş sayılır.[116] buyur­du.

Yine Allah Rasûlü, kadınla erkeğin bir arada başbaşa kalmalarını yasakladı. Bu durum cinsel güdüyü tahrik eden kaypak bir ortamdır. Çünkü kadın ve erkek yalnız kalınca, şeytan onları aldatır. Bazı kişiler böyle durumlarda zayıftır, şeytanın harekete geçirdiği nefislerinin arzularına boyun eğerler, kötülüğe düşerler. Uzunca bir hadisin ilgili bölümün­de Allah Rasûlü (s.a.s.): “Bir erkek bir kadınla yalnız kalma­sın; çünkü üçüncüleri şeytan olur.”[117] buyurdu.

     İbn Abbas’ın anlattığına göre, Allah Rasûlü:

– “Bir erkek, mahremi olmadıkça bir kadınla yalnız kalmasın.” buyurunca, adamın biri:

– Ya Rasûlallah, eşim hacca gitmek için yola çık­tı, bense filan savaşa gitmek için yazıldım.” deyince:

– “Git; karınla haccet!.” buyurdu.[118]

Cinsel güdüye hâkim olmanın yollarından biri de, gen­cin bu güdüsünü tahrik edecek görüntülerle karşı karşıya kalmamasıdır. Bu sebeble Allah Rasûlü, kadınlara bakma­mayı öğütledi. Çünkü bu, şehveti tahrik eder. Allah Rasûlü, Ali (r.a.)’ye: “Ya Ali, ilk bakışını ikincisi izlemesin; birinci ba­kış senin ancak ikinci bakış aleyhinedir.[119] buyurdu.

İbnu Abbas’ın anlattığına göre, oğlu Fadl Allah Rasûlünün terkindeyken bir kadın gelip Allah Rasûlüyle konuştu. Fadl, kadına bakmaya başlayınca Allah Rasûlü, eliyle Fadl’ın yüzünü öte tarafa çevirdi[120]. Cerir: Allah Rasûlüne, “ansızın görme”nin hükmünü sordum, “Derhal gözünü çevir!” buyur­du[121]

Allah Rasûlü (s.a.s.) evli erkeklere, cinsî arzularını tah­rik eden güzel bir kadın gördüklerinde, gidip eşleriyle cinsî münasebette bulunmalarını tavsiye etti. Çünkü bu, onların şehevî arzularını söndürür, cinsel güdülerine hâkim olmaları­na yardımcı olur. Rasûl (s,a.s.): Biriniz, hoşlandığı bir kadın görür ve aklına birşeyler gelirse, eşine gitsin ve birleşsin. Bu, onun aklına düşenleri giderir.[122] buyurdu.

Çocukların terbiyesi sırasında aileye düşen, çocukların erken yaşta cinsel güdülerini uyandırması mümkün olan herşeyden onları korumalarıdır. Psikolojik tahlil çalışmaları şunu ortaya koymuştur: Cinsel olgunluk gerçekleşip ergenlik çağı­na erince cinsel güdü ortaya çıkar, ancak bu birden bire ol­maz; yavaş yavaş gelişerek, ergenlik çağında tam olarak or­taya çıkar. Eğer çocuk, cinsel güdüsünü hızla motive ede­cek, uyaracak denemelerle birden karşılaşacak olursa, nor­mal gelişme seyrine zarar verir ve erken yaşta bu güdünün ortaya çıkmasına neden olur. Bu da daha sonra bazı cinsî sapıklık ve bozulmalara sebep olur. Bu yüzden küçük yaşta­ki çocukları, cinsel güdülerini hızla motive edecek durumlar­dan korumak gerekir.

Kur’an-ı Kerim, çocukların cinsel güdüsünün normal gelişmesini bozacak tehlikelerden, Psikanaliz Okulunun ku­rucusu Sigmund Freud (1938) keşfetmeden 14 asır önce sa­kındırdı. Kuran-ı Kerim, müslümanların çocuklarını eğitimleri sırasında, ana/babalarının yanlarına girmeden önce izin iste­meye yönlendirdi. Böylece, onların avret mahallerini görme­sinler, onları görmeleri uygun olmayan durumlarda görme­sinler diye.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de: “Ey inananlar, elleriniz altında bulunan (köleler, hizmetçi)ler ve henüz ergenliğe er­memiş çocuklarınız üç vakitte odalarınıza girebilmek için izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle vakti elbiselerinizi çıkarıp yatacağınız zaman ve yatsı namazından sonra. Bun­lar sizin üstünüzün açılabileceği üç vakittir. Bunların dışında hizmetçilerin ve çocukların izin almadan içeri girmelerinden dolayı ne size, ne onlara bir günah yoktur. Onlar sizin yanı­nızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah bilendir, hikmet sahibidir.”[123]

Kur’an-ı Kerim bu âyette, hizmetçileri ve çocukları anne-babalarının odalarına, belirtilen bu üç vakitte izinsiz gir­mekten sakındırdı. Onlar bu üç vakitte, genellikle, insanların içine çıktıkları giysilerini çıkarmış olurlar; böylece hizmetçi ve çocukların, onların-avret mahallerini, cinsel güdülerini motive edecek durumlarını görmeleri önlenmiş olur.

Yine Rasûl (s.a.s.), modern çağın psikoloji uzmanları ve psikanalistlerinden önce, erken yaşta çocukların cinsel gü­dülerini harekete geçirecek birtakım denemelerle karşılaş­malarının tehlikelerini belirtti ve erken yaşta erkek/kız çocuk­ların yataklarını ayırmalarını istedi: “Yedi yaşına gelince, ço­cuklarınıza namazı emrediniz. 10 yaşına girince kılmazlarsa, dövün. Yatak odalarını da ayırın.[124] buyurdu.[125]

____________________________________MUSTAFA IŞIK/HADİS VE PSİKOLOJİ

[110] Buhari, 19/129-132, No: 5060; Müslim, 9/172; Ebu Davud, III/No:2046; Tirmizi, IV/301; Nesai, IV/169-171; Darimi, III/No 2171, Ahmed, I/447.

[111] Ahmed, V/163-164.

[112] Tirmizi, Nikah, V/305; Ibn Mace, Nikah; Con: II/167.

[113] Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi; Malik, Tac, II/298-299.

[114] Nur: 24/30-31.

[115] Ebu Davud, Libas, IV/ No:1404; Ayrıca bkz. Muavviz Avz İbrahim, el-Islamu ve’l Usretu, 137, Daru’n Neşr li’l Camiiyyin, Kahire, ts.

[116] Tirmizi, Nesai, Darimi, Ahmed, IV/414, Con: II/317.

[117] Tirmizi, Şeybanî, III/44.

[118] Buhari, Müslim, Şeybanî, II/160.

[119] Ebu Davud, Tirmizi, Şeybanî, III/41-42.

[120] Nesai, Menasiki’l Hac, V/118-119.

[121] Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai; Tac, II/330.

[122] Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai; Tac, II/331.

[123] Nur: 24/58.

[124] Ebu Davud, Nevevî, I/299.

[125] Dr. Mustafa Işık, Hadis ve Psikoloji, Fecr Yayınları: 56-63.

3 thoughts on “Lütfen EDEPLE OKUYUN !

  1. Hazret-i Aişe radıyallahu anhâ validemizden gelen bir rivayette de:

    “Mü’minlerin iman cihetinden en kâmili, olgunu, ahlâkan en güzel ve ehline yâni efrad-ı ailesine karşı en şefkatli ve merhametli olanıdır.” buyrulmuştur. (Feyzül-Kadîr, 2/2483)

    Güzel ahlâklar sayesinde ahiretin yüksek ve şerefli mevkilerine erişileceği müteaddid hadislerle beyan olunmuştur. Efendimiz SAS Hazretleri:

    “Agâh ve mütenebbih olunuz ki sizlere ibadetin kolayını ve bedene de ehven gelenini bildireyim mi?.. Bunlar; sekîne, edeb ve vakar dairesinde sükûta mülâzemet ve ahlâk-ı hasenedir.” buyurmuşlardır. (Feyzül-Kadîr, 3/2759)

    Efendimiz SAS Hazretleri de, Cenâb-ı Hakk’a şöyle yalvarmışlar:

    (Allàhümmerzuknî hubbeke, ve hubbe men ehabbeke, ve hubbe mâ yukarribünî ilâ hubbike, vec’al hubbeke ehabbe ileyye minel-mâil-bârid.)

    Mânâsı; “Ya Rab, beni seni sevmekle ve seni seveni (dostlarını) sevmekle ve beni senin sevgine yaklaştıracak şeylerle (amellerle) rızıklandır ve senin muhabbetini bana soğuk sudan daha sevgili kıl!” demektir.

    Rabbimiz bize imanın zevkini, şevkini, duygusunu tattırsın. Ve o imanla, o şevk ile yaşatsın… Rabbimiz bizi sevdiği kul eylesin, sevdiği yollarda yürütsün.
    Prof. Dr. M. Es’ad COŞAN (Rh.A)

    Sevdecik ALLAH razı olsun cümlemizi ALLAH çok sevsin gönüllerimizde hep ALLAH aşkıyla :
    Bugün ben şâhımı gördüm, çeşmi cemâli güldür gül

    Gül olanın aslı güldür peygamberin nesli gül

    Kusuru gül, yaşı güldür, toprağı gül, taşı güldür

    Girdim şahın bahçesine, cümlesi aşı güldür gül

    Asmasında gül dalları, kovanında gül balları

    Ağacında gül hâlleri, servi pınarı güldür gül

    Arkı akar çarkı döner, gülden değirmeni döver

    Yine gülden gül üğütür, bendi ırmağı güldür gül

    Gülden terâzi yaparlar, gül ile gülü tartarlar

    Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül

    Açıl gel ey gonca gülüm, ağlatma şeydâ bülbülün

    Bu inleyen garib dilin, âh-u efgânı güldür gül

    Gel hâ gel ha gül Nesîmi, geldi yine gül mevsimi

    Bu feryad bülbül sesimi, sesi feryâdı güldür gül.

    Aşkın ile aşıklar
    Yansın ya Rasûlallah
    İçip aşkın şerabın
    Kansın ya Rasûlallah

    Şol seni seven kişi
    Verir yoluna başı
    İki cihan güneşi
    Sensin ya Rasûlallah

    Şol seni sevenlere
    Kıl şefaat onlara
    Mümin olan tenlere
    Cansın Ya Resulallah

    Aşık oldum dildare
    Bülbül oldum gülzare
    Seni sevmeyen nare
    Yansın Ya Resulallah

    Şol seni seven sübhan
    Oldu kamuya sultan
    Canım yoluna kurban
    Olsun Ya Resulallah

    Aşık Yunus’un canı
    İlm ü şefaat kânı
    Alemlerin sultanı
    Sensin ya Rasûlallah!

Edeble gelen, lütufla gider.. | Ruhu nazarlı kıza bir şeyler bırak :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s