TufeyL… Diriliyorum…


TufeyL Diriliyorum

TufeyL

Acıdan anlar mısınız? Şayet anlamak isterseniz, tıklayın ve dinleyerek okuyun…

Ne zor vakitler varmış Tufeyl. Kalbime baskı yapan nice tufanlar. Ölüler çiçek açmaz mı Tufeyli? Ellerimde cennet kokun. Yokluğun nelere gebe bıraktı beni bir bilsen. Bir bilsen de “sevdam” diye sarılsan…
Yastıklarımda geceden kalma kâbuslar kan rengini itiraf ediyor anneme. Şimdilerde saklıyorum bütün mektuplarını. Çöküp başına bir harfin, ağlıyorum. Sonra, kendimi hastane odasında buluyorum. Felç geçiriyorum senin yokluğuna doğan her heceye. Ve yazdıkların içime işliyor nasiplice. Damarlarımı asıyorlar…
 
Annem geliyor Tufeyli. Görmesin yine sana felç geçirdiğimi. Hadi uyuşmuş, hissetmediğim yanımdan kaldır beni, sarıl sımsıkı. Kıralım yokluğunun belini. Ve şiirleri okurken ben, resme düş yanmamış sigaramızla acıyı. Küle döndür içimizdeki ormanları…
 
Seni özledim Tufeyli, gözlerimdeki yağmurları içmeni. Kalbimi kopardığına şahit kesildi cinniler. Onuru yoktu onların! Hurilerin seni gördüğünde delirdiğini bilselerdi, gölgenin ardında mecnun kesilirlerdi. Bilmiyorlardı…
Yaşamak neydi Tufeyl! Kan uykusuna yatamayanlar bizi nasıl anlasın. Şimdi uykularımda boğuluyorum. İçmiyorsun gündüzlerimi. Gün, eşsiz yakıyor kanlı bileklerimi. Gözlerimi köreltiyor acılar. Sensiz olmak ne zormuş Tufeyli, anlamıyorlar…
 
Tufeyli okuyanlarda yarım bir aşk var
Aşk’ı o’nda görselerdi
Bedenlerinden sökülürdü ruhları.
Yüzü, haramlara karanlık kalan Tufeyl!
 
    

Tekrardan ölüyorum. Tufeyli’nin ruhuna geçiyorum.
– Onu anlatmamı istiyor musun hala?
– Evet!
– Kanarsan? Bak bağrı delikleri bilirim. Tutamazsın kendini ve ben de tutamam seni. O’ndayken “ben” olamam. Anlat dersen, düşmeye de, acımaya da, hazırım ve tutmasan da olur dersen, bu gece O’ndan çıkmayacağım. Bir şehidin kanını içireceksin tekrardan!..
 
Tutunduğumuz ağaç dalları sağlam değil miydi Tufeyli
 
Gölge felçlerinden kurtaracaktın ve yapraklar son baharda yeşerecekti. Unuttun mu?
 
Annemin ellerine gül bırakan Tufeyli! Annem bilse senin AŞK’a yeminini, saçlarımı kâbusların duvarlarına asar, sensizliğime ağıtlar dikerdi. Sen şiiri bitirdiğinde, hani konuşmayı öğretecektin. Gittiğine inanıp, ismini başıma dolayacaktım. Ağlamayı beraber öğrenmiştik. Hani gözlerimizle haykıracaktık! Kabrinin başında mor menekşeler. Tırnaklarımla yazdım mermer taşına adını! Sen diril, ben de dirileyim Tufeyli. Sen diril, ben delireyim…
Gölgemi ikinci defa tutukluyorlar. Sensiz bu şehrin adaleti de değişti. Adımı lânetli koydular. Oysa adımı senin vesilenle okumuşlar kulağıma. İliklerimde, yatsıdan kalma bir secdenin sızısı. Kaçıncı sabahsızlığımadır uykusuzluk, bilme Tufeyli. Senin dönmen mümkün olsaydı, körpe çocuklarımı ağlatırdım sabahlarca. Çağırıyorum, gelmiyorsun Tufeyli. İçimde başı okşanmamış onca yetim var. Gözlerinde bom boş bir sen! Arıyorum, yoksun Tufeyli.
Yoksun, yokluğunla öldürüyorsun…
Kan işledim yine kör gözlerimle. Çeyiz sandığımı saçtım gece gece! Hani hep seninle deşerdik ya ciğerlerimizi. Bu kez son bir sigara darbesiyle DAMARLARIMA SEN SAPLADIM. Sevmezdin parliament kısayı. Hele yanımda kırardın bir bir kısaları. Kırdıkların hala çeyiz sandığımda. İçmedim! Şimdi basıyorum damarlarıma, sönmüyorlar Tufeyli. Aşkın hesabı yok ki! Bu cehennem beni aklamaz. Yeminler olsun, vazgeçemem senden. Yetimlerin adıyla, öldürdün beni Tufeyli. Gel, dirilt Allah’ın emriyle…

Annemden sorma halimi. Babamın gözlerine bakma. Ablamın gönlündeki sen’i bilme. Ağabeyimin kan kardeşi sendin değil mi! Ve ö l ü y o r u m / d i r i l i y o r u m. . .  

Ruhuna geçir ruhsuzluğumu. Bedenimin olmayan yarısını görmesinler. Senin kopyanı çekiyor bütün acılar. Oynanan bütün oyunlar sahte! Yokluğuna ben yazıldım ayrılık adında Tufeyli. Bize konuşmak yakışır mı ayaklarının altındaki şiirleri öptüğüm!
Neyi katık ederdik biz Tufeyli? Seni hiç yazmamalıydım. Ellerimi kırsaydın da adına başladığım her satırı gölge felcine saplasaydım! Ve seni okuyanlar âşık olmasaydılar. Kızmazsın bana biliyorum. Eğer yanımda olsaydın, başını öne eğer, okurdun Kur-an’dan iki sure. Okurdun ve sanki gönlümün kâbesine nurlar indirirdi Rahman. Tavaf ederdim Tufeyli…
Mevlana’nın eteklerinde uyuklardık. Seyda Baba’nın elleri başımıza değerdi geceleri. Okşardı kimsesizliğimizi unutturarak. Ayrı bahara mı doğduk seninle. Ömrüme sondan mı gelmiştin? Veya seni sonlardan yaşayarak mı hayata başlamıştım ben. Hata mıydı gülşen deyen yanaklarımıza göz sürmesinin akmış olması?
Gecelerimi içtiğinden beri, güneş hep yakıyor gözlerimi. Çocuklar sırtını dönüyor bana!
SUS/tum Tufeyli. Seni okuyanlar bizi ÂŞIK sanacak. AŞK mıydın Tufeyli? Bilmiyorum ki. Bazılarına göre hüsn-ü derdim, bazılarına göre sırdaşım, bazılarına göre tekizim. Neydik seninle Tufeyli?

Kıyamete kadar sus/alım. Bilmesinler! Seni Seviyorum Tufeyl!  

31-10-2008 17:40
SEVDE YARDIMCI
 
 
 Tufeyli! Dudağımdaki türkü, yaşayamadıklarımıza…  

   

 

2.yıl hüzn-ü şerifesi

 

 

14 thoughts on “TufeyL… Diriliyorum…

  1. ufff kurban:( bu nasıl yazıı
    özledim özledim özledim işte..
    neyi mi??
    sen bu sormamalısın sevde kardeşim..
    özledim ölürcesine..

Edeble gelen, lütufla gider.. | Ruhu nazarlı kıza bir şeyler bırak :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s