Bir Rus işgalcinin Çeçenya’daki zulümlerle ilgili itirafı


 

Bir Rus işgalcinin Çeçenya’daki zulümlerle ilgili itirafı

Bir Rus işgalcinin Çeçenya’daki zulümlerle ilgili itirafıYayınlama zamanı: 5 Ağustos 2009, 19:14

Çeçenya’daki birinci ve ikinci savaş esnasında, ben kendim bir çok ölüme şahit oldum ve ölüler gördüm. Çok sayıda yaralanmış ve sakat kalmış çocuk ve yetişkin gördüm. Acı, kan ve gözyaşları gördüm.

O günlerde ve şimdi Rus askerleri tarafından masum sivillere karşı gerçekleştirilen çok sayıda gaddarlık hikayeleri duydum. Şurası önemlidir ki; bu suçların büyük bölümü, “kontraktniki” adı verilenler tarafından işleniyordu.

Bunlar, orduda sözleşmeli olarak çalışan askerler. 18-20 yaşlarında gençler değil, oldukça olgun yetişkinler. Çeçenya sakinleri, onları genelde “paralı askerler” diye tanımlarlar. Bence bu, onlara en iyi uyan tanım. Bu insanlar için savaşa gitmek, para için adam öldürmektir. Onlar kendi mutluluklarını, başkalarının acı, keder ve kanları üzerine inşa etmek istemekteler. Anladığım kadarıyla sıradan askerler bile bunlardan nefret ederler.

Geçen yılın yazında, bir konferans için Moskova’ya gittiğim sırada, bu seyahatim esnasında 1999-2000 yıllarında Çeçenya’da görev yapmış eski bir Rus askeriyle karşılaştım. Trende aynı kompartımanda yolculuk ediyorduk. Birbirimizle tanıştık, sohbet ettik, bir şeyler yedik. Biraz içkiliydi ve başka şeyler arasında nasıl olduysa beni derinden şoka uğratan bir hikaye anlattı. Bunu anlatmasını ben istemedim fakat onda bazı nedenlerden ötürü bunları anlatmak için bir istek vardı.

Bu eski askerin anlattığına göre, onu Vladimir diye adlandıralım, bu olay 2000 yılının kışında, yaklaşık olarak Ocak ayının sonunda meydana geldi. Onun birliği, Grozni’nin (Cevherkale) Staropromislov otoyolunun yakınında bulunan “Berezka” yerleşim yerine “zaçistka” adı verilen bir temizlik operasyonu düzenlemek için gönderilmişti. Diğer askerler tarafından “kontrbaslar” diye adlandırılan bir çok “kontraktniki” de aralarındaydı. Vladimir’in dediğine göre onların hepsi de her zaman alkollü olurlardı.

O günlerde Grozni’de az sayıda sakin kalmıştı. Çünkü şehri ele geçirmek amacıyla ağır saldırılar sürüyordu ve kaçabilenler, evlerini ve eşyalarını bırakıp şehri terk etmişlerdi.

Vladimir’e göre, 7 kişilik bir ailenin yaşadığı bu evlerden birine paralı askerler girdiler. Birer yetişkin erkek ve kadın ile iki genç adam ve iki genç çocuk, askerler tarafından hemen vuruldular. Sadece 13-14 yaşlarındaki bir kız sağ bırakıldı.

Ev, sahipleri tarafından kapatılan, terk edilen diğer evler gibi yağmalandı ve arkasından ateşe verildi. Kız ise bir ZPT’ye atıldı ve Staropromislov bölgesindeki Zagryayski yerleşim yeri yakınındaki karakollarına götürüldü.

Vladimir’in söylediklerine göre kız burada 1 hafta boyunca bu birliğin subayları tarafından tecavüze uğradı. Bu her gece ve çoğu zaman gün içinde de devam etti. Taşkınlık içinde işkenceye maruz kalan çocuk, komutanları tarafından vahşice saldırıya uğraması için “kontraktniki”lere verildi.

Bu barbarların kıza yaptıkları kelimelerle anlatılamaz. Vahşi canavarlar tarafından her gün saatlerce dövülüyor ve tecavüz ediliyordu. Kız sık sık bilincini kaybediyordu ve onu ayıltılmak için üzerine soğuk su dökülüyordu.

Birkaç gün süren bu işkencelerin ardından O, artık ölmek üzereydi. Kız her an ölebilirdi ve bu yüzden bir karar verildi, paralı askerlerden biri “Onu son kez bir amaç için kullanmak” gerektiğini söyledi.

Vladimir’in söylediğine göre yarı ölü, çıplak çocuk, bodrum katında ayakları ancak zemine değecek şekilde ellerinden tavana asıldı. Ardından tutuklanmış bir genç içeri alındı. Bu talihsiz genç birkaç gün boyunca, silahların yerini göstermesi ve savaşçıların nerede olduğunu söylemesi için sürekli dövüldü, işkence edildi. Buna rağmen o, aşağılık paralı askerlerin sadistçe işkencelerine rağmen inatla sessiz kalmayı sürdürdü.

Onu kızgın bıçakla yakıyorlar, vücudunu kesiyorlar, sopalarla ve ağır botlarla vuruyorlar fakat genç adam hiç kimseyi tanımadığını ve hiçbir şey bilmediğini söylüyordu. Çünkü O, Rusya’dan daha yeni gelmişti. Vladimir biliyordu ki, ne bu küçük kızın ne de genç adamın bu çileden kurtulmak için pek bir şansı yoktu.

Bu askere göre, bu tutsağı, küçük kızın ve bir grup paralı askerin bulunduğu bodrum katına indirmesi emri verildi. Bu arada O fısıltıyla, tutsağı kendi kendini karalamamasını ve her halükarda serbest bırakmayacakları konusunda uyarıyordu. Güçlükle ayakta duran genç adam, bodrum katına alındı ve çarmıha gerilmiş kızın önüne yerleştirildi.

Paralı askerler O’na tekrar silahları nerede gizlediğini söylemesini, aksi taktirde kıza zarar vereceklerini söylediler. O ise sessiz kaldı. Bunun üzerine onlardan biri kızın yanına gitti ve kızın bir göğsünü bıçakla kesti. Kız büyük bir çığlık attı. Genç adam ise bayılır gibi oldu ve yüzünü bu korkunç sahneden çevirmeye çalıştı.

Bunun üzerine O, gaddarca dövüldü ve onun “suç”undan dolayı kızın nasıl ölmekte olduğuna bakmaya zorlandı. Sonra aynı asker bu sefer kızın diğer göğsünü kesti ve kız bilincini kaybetti. Genç adam askere bu barbarlığı durdurmaları için yalvardı ve yerel sakinlerden birinin tüfekleri nasıl su borularının altına sakladığını kazara gördüğünü anlattı ve yerin ismini de verdi. Bu, paralı askerleri çok eğlendirdi.

“Artık sana ve ona ihtiyacımız yok” diyerek kızı öldürme işini tamamlamaya başladılar. Önce bir baltayla ayaklarını kestiler, sonra da ellerini… vücut cansız yere düşünce de kafasını kopardılar.

Vücut parçaları büyük bir çantanın içine konuldu, sonra genç adam dışarı çıkartıldı. Genci boş bir araziye götürdüler, bir kutu TNT’ye bağladılar. Kızdan kalan parçaların bulunduğu çantanın yanına oturttular ve ikisini birden havaya uçurdular. Çocuk ve genç adam öldü.

Vladimir bana bunu anlatırken, kendisi de ağlıyordu. “Kontrbas”larin her zaman insanlara eziyet edeceklerini, sebepsiz yere acımadan herhangi cinsten, yaştan ve milletten insanları öldüreceklerini söylüyordu. Sonra Voronej yakınlarında bir yerde trenden indi. Onunla bir daha karşılaşmadım. Gerçi birbirimize telefon numaralarımızı bıraktık ama nedense birbirimizi hiç aramadık?

Eski bir Rus askeri tarafından anlatılan bu hikaye, yıllardır dinlediklerim arasında en korkunç olanıydı. Çok şey gördüğümü ve duyduğumu tekrarlıyorum. Maalesef bu kızın ve delikanlının isimlerini bilmiyorum.

Sanırım akrabaları, bir gün eve döneceklerini umarak onları arıyorlardır. Onların katledilişlerinin ne kadar acı ve korkunç olduğunu hayal dahi edemezler. Üstelik onlar bir mezara dahi sahip değiller. Bir patlamayla paramparça oldular, hepsi bu kadar. Ve bu, bizi “uluslararası teröristler”den kurtarmak için gelen ordu tarafından yapıldı.

Bazı yerlerde şu tarz tabirler okumuşumdur: “öldürülen biri- öldürülecektir, bir emirle öldürülen biri-öldürülecektir, ölüm emri veren biri-öldürülecektir”. Ve umarım silahsız insanları kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca katleden bu üniformalı canavarlar, er ya da geç cezalarını bulurlar. Bu dünyada olmasa bile ahirette, her şeye kadir olanın huzurunda yaptıkları işlerin hesabını verecekler.

Aslanbak Apayev,
Moskova-Helsinki grubunun “Mülteci Hakları Koruma Komitesi” yöneticisi

سُوۡرَةُ الاٴحزَاب
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

يَـٰٓأَيُّہَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقِينَ*ۗ إِنَّ ٱللَّهَ ڪَانَ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا (١) وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ*ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرً۬ا (٢) وَتَوَڪَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ*ۚ وَڪَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلاً۬ (٣)

Al-Ahzab
Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla
Ey Peygamber! Allah`tan kork, kafirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır. (1) Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. (2) Allah`a güven. Vekîl olarak Allah yeter. (3)
سُوۡرَةُ المجَادلة
 

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥۤ أُوْلَـٰٓٮِٕكَ فِى ٱلۡأَذَلِّينَ (٢٠) ڪَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغۡلِبَنَّ أَنَا۟ وَرُسُلِىٓ*ۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ۬ (٢١) لَّا تَجِدُ قَوۡمً۬ا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ يُوَآدُّونَ مَنۡ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ وَلَوۡ ڪَانُوٓاْ ءَابَآءَهُمۡ أَوۡ أَبۡنَآءَهُمۡ أَوۡ إِخۡوَٲنَهُمۡ أَوۡ عَشِيرَتَہُمۡ*ۚ أُوْلَـٰٓٮِٕكَ ڪَتَبَ فِى قُلُوبِہِمُ ٱلۡإِيمَـٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ۬ مِّنۡهُ*ۖ وَيُدۡخِلُهُمۡ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا*ۚ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنۡہُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُ*ۚ أُوْلَـٰٓٮِٕكَ حِزۡبُ ٱللَّهِ*ۚ أَلَآ إِنَّ حِزۡبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ (٢٢)

Al-Mujadila
Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla

Allah`a ve Peygamberine düşman olanlar, işte onlar en aşağıların arasındadırlar. (20) Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir. (21) Allah`a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah`a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah`tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah`ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah`ın tarafında olanlardır. / (22)

Sadagallahulazim

Reklamlar

Edeble gelen, lütufla gider.. | Ruhu nazarlı kıza bir şeyler bırak :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s