Üzgünüm Ferman Değildir !


Merhaba kasımın ayaza gölge düşürmüş son baharı.

Senden kaçarken, yine sende buldum kendimi. İlaçların ömrü yirmi beş dakika. On dokuz dakika titreme, kalan altı dakika ise baygınlık.

Penceremin ardında, masmavi bir kızıllık. Hatalı bakışlarımda eylül trafiği. Kötürüm hayallerim, serserilerin ellerindeki kırık oyuncak…

Zahmet etme. Perdeler kendiliğinden kapanır. Şöhretli vakitleri, avizeye takılı kalmış ihtiyar kahkahaları, gençlik heveslerini ve son raddeye gelmiş azgınlığı, bir kulak payı ezan sesi bozuyor.

İçlerine zehirli sarmaşık dolayan zahmetliler, kucaklarındaki manasızlığı, maneviyatın işaret parmağına ‘rahatsızlıklarını gidereceğini’ umarak batırıyor…

Hangi kavga kurtarır yumruğu adalete para niyetine satılanı. Kaç yüzü vardır bahar çığlıklarıyla koşup, ayazın rahmet tokadını zelzele niyetiyle alanların? Yahut yüzsüzlüklerinin kaçıncı seviyesindedir hayatlarının zevk, para, şehvet üçlüsüne düşkünlükleri…

Bilememek suç değildi. Hata, bildiğini söylememekteydi. Susuşlarımı hayra mı yoruyorsun? Her bildiğini her yerde söyleyemezsin. Sebebi açık bahar düşleri!

Ve yazılarımın eğikliği edepten değil, hayallerimin kırılmasındandır. Günler, kasım cinayetlerini göz kapaklarıma ilikler…

İki kadeh şaraba kattığın zehir olsun. İçtiğimi, sarhoşluğumu ve baygınlığımı sırtlarında azap kırbacının dövmesini taşıyan kölelerden sor.

‘Çirkinliğin gözler önünde’ haykırışlarını bekliyorum senin. Bil ki düşüşüm, alkışlardandır. İçtiğimi sorguluyorsun kendince. İtiraf etmekten memnun bir dille, üzüm yoktur içinde!

Kasım…
Yine on altılı azap günleri. Kutlamalar, bağrışmalar ve son radde! Z e l z e l e. Doğmaktan korkan bir ay, on beşinci günde yani azap arifesinde, on altı islâmkârı/isyankârı, on sekiz hükümde, on dokuz emirle, yirmi çileye idam ediyor. İkiye bölünen ayın dikişleri patlıyor. “Muhammediler” ebu cehillerin evini başlarına devirdi!

Şu görünenler büyük alâmet mi? Hak verme bana. Maviliği kızıldan görüşümü ikindi say sen. Ben ‘bilmediklerimi’ susuşlarımın keskin kılıcı ilân ettim. ‘Ferman değildir’ emri adaletlileri/adaletsizleri incitmesin…

Değişelim görevlerimizi. Bir gün bahar bize gelirse, terk edeceğimiz ilk kişi kendisi olacaktır. Dal harflerimden içeri. Pencere kenarı ayaz kesti. Senin bileklerinde “ölülerle yaşama hakkı yoktur” yazıyor. Ben sadece gülüyorum. Geç kalınmış her şeye yeniden başlama imkânım yok. Kum saatinin vadesi doldu.

Kasım, nice yağmurları nisana sattı. Şimdi anlamalı insan, ne için dirildiğini. Gözlerine değdiği gibi yüreğine de işlesin son bahar…

04-11-2008

SEVDE YARDIMCI

Reklamlar

Edeble gelen, lütufla gider.. | Ruhu nazarlı kıza bir şeyler bırak :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s